saitkosk 1 Takipçi | 22 Takip
Kategorilerim

Belleğimde İz Bırakan Kitaplar

İzlenimler

Diğer İçeriklerim (9)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (1)

Merhamet/ Kemal Sayar

2015-03-07 21:57:00
Merhamet/ Kemal Sayar |  görsel 1

Feryat ah feryat, ne kadar da sessiz kalıyorsun?

Merhamet ve şefkat sevdiğim iki kelime. Sevdiğim ve gerçek anlamda yüreğimde de hissetmek istediğim. Bir şeyi bilmek ayrı, yaşamak ayrı bir şeydir. Elbetteki bu iki kavramın anlamını gayet iyi biliyorum. Ama hissedenleri, hissetttiklerini hissettirenlere daha çok değer veriyorum.

Tüyap kitap fuarına giderken doğrusu merhamet üzerine yazılmış bir kitap aklımın ucunda bile yoktu. Gördüm ve aldım. Son zamanlarda bir kitapta aradığım tek şey öznellik. Öznellik derken yazarın kendinden bir şeyler kattığı eserleri kastediyorum. Nesnel ve tarafsız olmak adına yazılmış genel geçer bilgiler ihtiva eden kitaplardan kaçıyorum. O türden bilgileri sözlüklerde ve ansiklopedilerde de bulabilirim. Bilimsel kitaplarda olması gereken nesnelliğin elbette ki farkındayım. Olmalıdır da. Ama şu sıralar ilgi alanıma bilimsel kitaplar girmiyor. 

Merhamet kitabının yazarı Kemal Sayar bir Psikiyatrist. Dolayısıya eserinde doktor hasta ilişkisinden edinilen tecrübeler sıklıkla dile getirilmiş, ki bundan çok istifade ettim. “Bir Hıçkırık” genç bir annenin ölen çocuğunun ardından bıraktığı tek bir hıçkırıktan söz ediyor. Söz de yok aslında, feryat yok, sadece bir hıçkırık. Etkilendim. Yine “Gök Ekini” yazısı bir dostunun on altı yaşındaki oğlunun toprağa veriliş anının anlatıldığı yazı. “Mezarın etrafında gözleri nemli insanlar. Bir bulut hepimizin üzerinden dolaşarak merhamet yağmurları bırakıyor. Keşke ömrümüzü o üç beş dakikanın sağladığı derinlikle geçirebilseydik. Bilinç keşke o derinlik sarhoşluğundan hiç uyanmasa.” Keşke. Ama mümkün mü? Bütün o derinlikli etkileri öldürüp mezarlıkta bırakıyoruz. Ve yine biz hiç ölmeyecekmiş gibi “hayat mücadelesi”ne geri dönüyoruz. “Benim Babam” yazısında kendimi çokça buldum. Kaybedilen babanın ardından sanki kendi babamı kaybetmişim gibi yazarın gözyaşlarına eşlik ettim. Duygusallığımı babamdan aldım diyor yazar. Ben kimseden almadım, yaşayarak öğrendim. Yazar gibi ben de nerede hüzünlü bir yazı, nerde duygusal bir sahne görsem gözyaşlarıma hakim olamıyorum? “Sesimi Uzaklara”da “Tıpkı gözyaşları gibi, merhamet de sirayet eder.” diyor yazar. Hem de ne sirayet. 

Kitapta aşk üzerine yazılmış yazılar da var. Sevmek dünyayı yok sayabilmek demektir, seven kişi endişe ve coşkunun bıçak sırtında gezinirken sorar: “Yeni bir dünya mı kazanacağım şimdi, yoksa dünyamı mı kaybedeceğim?” İnsan kendi dünyasını feda etmeden aşkın dünyasını nasıl bulabilir ki. Aşk fedakarlık istiyor. Ne varsa dünya namına her şeyi kaybetmeyi göze alacaksın. Aşk yaralar. Ve gönül bu yaraya gönüllü talip olur. “Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan tabib./ Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır.” diyor Fuzuli. Ne güzel türküdür. “El çek tabib el çek yaram üstünden/ Sen benim derdime deva bilmezsin.” Niyazi i Mısrî de diyor ki: “Bir devasız derde düştüm, ah ki Lokman bi haber.” Devasız derttir aşk. Kavuşmalar da aşk derdine çare olmuyor maalesef. Kaybetme korkusu kavuşmanın lezzetini hiçe indiriyor.

Aşklar ve Melekler yazısını okurken derdi dinleyen psikiyatristlerin inlemelerine eşlik etmesem ruhum taş kesilirdi. “Başkasının ızdırabına yüreğin kapılarını” açmamak olmaz. “Genç adam ağlıyor, anlatıyor ve ağlatıyor.” Ben bu kitabı işte bu yüzden sevdim. Gözyaşlarımı sereserpe serdim. Genç anlatıyor, arkadaki bakımsız bahçenin ağaçları, otları ve böcekleri ağlıyor. Aynı fabrikada çalışan birbirine aşık iki gencin öyküsü. Severler birbirlerini. Kızın ailesi oğlanı küçümser, üniversite bile okumamış derler. Oğlan bu aşkla gider Ferhat gibi dağları taşları deler, iyi bir üniversitenin iyi bir bölümünü kazanır, bitirir gelir. Kızı yine vermezler. Kızı bir akrabaya nişanlamak isterler de, kız o gece canına kıyar. Oğlan ağlıyor: “Onun ardından dua okumayacağım, namaz kılmayacağım. Madem o benim için kendisini öldürdü, ve madem canına kıyanların yurdu cehennemdir, ben onsuz cenneti istemiyorum, ben onunla birlikte yanmak istiyorum.” Feryat ah feryat, ne kadar da sessiz kalıyorsun?

Tabi kitapta çok yazı var. Ve ben her birinden ayrı bir tat, ayrı bir lezzet aldım. Kemal Sayar’a beni bu lezzetlere ortak ettiği için çok teşekkür ediyorum. 

Sait Köşk
11.11.2013

41
0
0
Yorum Yaz